Bir bakalım şöyle, akan kanlar zülüm gören insanlar nerede? Hemen hemen her yerde Müslümanların kanı akıyor. Müslümanlar zulüm görüyor, zalimler tarafından öldürülüyorlar. Arakanda, Patani’de, Filistin’de, Kürdistan’da, Suriye’de, Irak’ta, Afganistan, Pakistan ve Azerbaycan’da zalimlerin zindanlarında Ebugureyb’de, Guentanamo’da Müslümanlar işkence, baskı, şiddet ve zulüm görüyor. İslam coğrafyası boydan boya emperyalistlerin işgali altındadır. Nereye bakarsan bak, orada ölen, öldürülen, işkence gören, sürgün edilen hep biz Müslümanlar oluyoruz. Son günlerde Arakan’da ve Patani’de adeta Müslümanlar koyun gibi doğranıyorlar. Ancak elle tutulur gözle görülür bir tepki ve protesto maalesef yok denecek kadar az. Elimizden bir şey gelmiyor diyebilir miyiz? Hayır deme hakkımız yok; herkesin elinden bir şeyler gelebilir. Kimi maddi yardım ile, kimi manevi yardım (dua) ile ve en önemlisi gündemden düşürmeden her yerde dile getirilmelidir. Basın açıklamalarıyla, protesto gösterileriyle sesimizi duyurmalı, medya özerinden toplumu bilgilendirme ve bilinçlendirme çabalarından geri durmamalıyız.
İnanıyorum ki birçoğumuz Patani’nin nerede olduğunu bilmiyoruz. Belki merak da etmedik. Oysa burada Müslümanlar zulüm görüyor. Patani, Asya’nın doğusunda, Malezya ve Tayland arasında yer alan, Tayland’a bağlı özerk bir bölge. Beş milyon Müslüman nüfusu var. Siyasal ve kültürel haklardan mahrum Müslüman halkların yaşadığı bir Asya ülkesi burası. Her gün Taylandlı askerlerin saldırılarına uğrayan bir halkı var. Tayland Patani’yi 250-300 yıl önce işgal etmiş. Halk ya öldürülüyor, ya toplama kamplarında, ya da kayıp… Bir kısmı göçe zorlandığı için ülkesini terk etmek durumunda kalmış. Direnenler katledilmiş, kadınlar tecavüze uğramış. Evlerine meralarına domuzlar salınarak eziyet edilmiş. Şu an Patani’de 30 bin civarında dul bırakılmış kadın ve 40 bin civarında yetim çocuk var. Hükümet Müslüman isimlerini yasaklamakla kalmamış, isimlerin putperest bazı isimlerle değiştirilmesi için baskı yapıyor. Özellikle halkın önde gelen düşünürleri ve siyasi şahsiyetleri işkence, baskı, zindan ve göçe zorlanmanın yanında vahşice öldürülmüş. Kısacası Tayland hükümeti Patani halkını asimle ederek yok etmeye çalışıyor. Geçtiğimiz aylarda namaz kılan insanların üzerine ateş açılmış. Topraklarını özgürleştirmek ve bağımsızlığını kazanmak maksadıyla Patani Kurtuluş Örgütü ismiyle yıllardan beridir mücadele veren bir Müslüman örgüt var. Patani Kurtuluş Örgütü lideri Necip Salih, şu anda Şam’da sürgünde. “Biz asla terörist değiliz” diyor Necip Salih, “biz ülkemizin bağımsızlığı ve istiklali için mücadele ediyoruz; ülkemizde İslami esaslara uygun yöneltilmek istiyoruz... Tayland’ın gasp ettiği özgürlüğümüzü geri vermesini istiyoruz. Direniş başlangıcından beri 4 bin şehit verdik. Şu an direniş saflarında mücadele veren 10 bin mücahidimiz mevcut.”
Tayland hükümetine en büyük desteği ABD ve İsrail veriyor. Burada yine büyük şeytan ve onun uşağı Siyonist İsrail devreye giriyor. Yazının başında da değindiğimiz gibi, her yerde kan ve gözyaşı var… Destekçileri bu zalimler olunca, başka ne beklenir? Peki ya Arakan neresi? Arakan; Bangladeş, Burma ve Hint Okyanusu ile sınırlı bir Güneydoğu Asya bölgesidir. Bir zamanlar 50 bin kilometre karelik topraklarında kendilerine ait bağımsız bir devlete sahip olan Arakanlılar, bugün Myanmar askeri diktasının yönetimi altında yaşamaktadır. Geçmişte Burma, şu an ise Myanmar olarak isimlendirilen ülkedeki beş eyaletten birinin ismi Arakan’dır. Arakanlılar ırk olarak Rohingya ırkına mensuplar. Bundan dolayı Arakan’da yaşayan insanlara Rohingyalar deniliyor. Arakan bölgesinde geçmişte yaşayan Rohingyaların toplam nüfusu beş milyon civarındaydı. Katliamdan sonra nüfusları konusunda kesin bir şey söylemek mümkün değil. Arakan’da yaşayan Budistlere Rakhinler/Maglar deniliyor. Müslümanlar ise kendilerini Rohingya olarak isimlendiriyorlar. Bundan dolayı Arakan dendiğinde akıllara Rohingya Müslümanlar geliyor.
Arakan Müslümanları, yıllardır Myanmar hükümeti tarafından uygulanan sistematik şiddet ve baskı politikaları karşısında teknelerle, kayıklarla ülkelerinden kaçmak zorunda kalıyorlar. Birçoğu bu kaçış esnasında, dev dalgalardan dolayı denizlerde can veriyorlar. En önemli kaçış noktalarından biri olan Bangladeş ise, ülkede çok fazla Myanmarlı mülteci olduğu gerekçesiyle onları baskı gördükleri ülkeye geri gönderiyor. Ve teknelerle geri dönenleri, toplu bir şekilde adeta bir soykırım uygulayarak katlediyor Budistler. Budistlerin bu vahşice saldırıları karşısında acilen Müslüman ülkelerce veya STK’larca bir gözlem heyeti kurulmalı. Bu heyet Arakan’a gitmeli ve gözlem yapıp bunu bir rapor halinde bütün Müslümanlara duyurmalıdır. Bunun yanında tarafsız bir medya bölgeye gidip, Müslümanlara yapılan zulümler konusunda bilgi toplamalıdır. Orada yaşanılanları tüm dünyaya aynı dakikada iletilmeli, nasıl ki Filistin’de bir çocuğun kolu kırıldığında tüm dünya haberdar olduysa, aynı şekilde Arakan’da da Budistlerin Müslümanlara yönelik cinayetleri bütün dünyaya duyurulmalıdır. Evet dostlar durum bundan ibaret, artık mazeretimiz yok; herkes ne yapabilirse yapsın ve Ramazanı şerifleriniz yeryüzündeki zülüm gören tüm mazlumların kurtuluşuna vasile olsun inşallah.
Selam ve dua ile…
Zeki KAYA